Açıl Susam açıl, der demez açıldı Şiir Cebi. Küçücük cebe neler sığmamış ki… Sabahlar, kuşlar, istiridyeler, bulutlar, yıldızlı düşler, sokaklar, trenler, vapurlar, yaramazlıklar… Usta şair Ahmet Günbaş, çocuklar şiirkardeş olsun istemiş, onları dizelere davet etmiş. Kapan susam kapan, der demez kapanmıyor bu kitap, çünkü şair istiyor ki çocuklara hiç kapanmasın kapılar. Şiir Cebi kıpır kıpır bir dille çağırıyor bizi, sığar mıyız içine?

Ahmet Günbaş, bir kucak şiir ve bir avuç gökyüzü ile birlikte İzmir'de doğmuş bir şair. Kucağındaki sözcükleri çocukların sepetine bırakırken hepsini "yitik bir göl kıyısında unutulan çocukluğa" ithaf ediyor. Günbaş ilk ve ortaöğrenimini İzmir'de yapmış. Gazetecilik Yüksek Okulu'nu bitirmiş. İlk yazıları Demokrat İzmir gazetesinin Edebiyat ve Sanat sayfalarında yayımlanmış. 1976'da Hüseyin Yurttaş, Ali Rıza Ertan ve Mehmet Kadri Sümer'le, aylık edebiyat dergisi Dönemeç'i kurmuş ve sorumlu yönetmenliğini yapmış. (Dönemeç bugün Türk edebiyatı tarihine geçmiş önemli bir dergidir.) Günbaş şiir, roman, eleştiri, inceleme, derleme ve kitap tanıtım yazıları ile de alana emek verenlerden. Ahmet Günbaş'ın pek çok ödülü de var. Ancak alacağı en büyük ödül çocukların ceplerinden çıkacak şiirlerle yüreklerinden kanatlanacak gülüşer…

Günbaş, yetişkinler için yazan bir şair. İşte, çok sevdiğim "Gitme Baba!" diyen dizeleri: "Sensizsem bir istasyonda gezinirim / Vagonlar bekâr odaları gibi sürüklenir / İzin ver kalayım üç numara tıraşımla / Düşlerim rengârenk olmayabilir / Bil ki hâlâ reşit değilim acılara / Akşamı geciktiren oyunlar bul bana / Gitme baba" (Çağlaçakır adlı kitabından). Günbaş'ın şiir ırmağına daldığınızda, bu örnekteki gibi, özleyen, hüzünlü çocuklar çoğunluktadır. Bu nedenle, biraz tedirgin başladım çocuk şiirlerini okumaya. Fakat dizeleri cebime doldurdukça bu tedirginliğim yerini sevince bıraktı. Günbaş, çocuk için yazmanın "zor" olduğu, farklı duarlılıklar gerektirdiği bilinciyle çıkmış yola. Onlar için kaleme aldığı şiirlerinde gerek içerik gerek sunuş açısından yetişkin söylemini bir yana bırakmış, usta şairliğini çocuk gerçekliğinin potasında başarıyla yoğurmuş.

H. Avni Cinozoğlu, Günbaş'ın şiirine "soylu şiir" diyordu, aynı söylemi çocuk şiirleri için de yinelemek olası. "Çocuklar için şiir" başlığı altında yayımlanan kimi kitaplarda ne yazık ki "şiir" niteliği taşımayan ürünlerle karşılaşıyoruz. Ne var ki çocuklar o şiirimsileri hiç okumuyorlar, sevmiyorlar; iyi de ediyorlar! Eline kalem alan şiir yazabilir, özgürdür, ya onları basan yayınevlerine ne demeli? Bu kişiler hangi şiirin şaini oluyorlar? Edebiyat tarihinde nereye oturacaklar?

Şair - eleştirmen Veysel Çolak "Şiir Çıplak" adlı yapıtında der ki; "Şiir yazmak, fark etmektir". Çocukları ve yaşamı "fark eden" yazar, evrensel nitelik taşıyan durum ve sorunları şiirli bir dille çocuğa aktarır. Bu tür şiir çocuğa şiiri sevdirir.

Çocuk şiirlerinde okura dayatma yapılmaması, aksine herkesin söz hakkı olduğu eşitlikçi ortamların aktarılması metinlerin çocukla iletişimsel başarısının sağlanması önemlidir. Bu iletişimi sağlayamayan, niteliksiz şiir, çocuğu şiirden uzağa atar.

Şiir Cebi, şiirin estetiğine dair bütün ölçütlerin çocuk şiiri için de geçerli olduğunu kanıtlayan bir yapıt.

Kitap üç bölüme ayrılmış: Şiirlik, Dünya Hali, Yıldızlı Düş. İlk bölümde yer alan sekiz şiir, "şiir" üzerine düşündürüyor okuru. Yaşamı şiire dönüştürme eylemine çağırıyor, kendini şiirle savunmaya çağırıyor çocukları Günbaş. "Şiirsiz yaşlanma!" diyor onlara. Anne babalara da göndermeleri var: "Annem beni / Şiir damlam diyerek sevdi / Babamsa 'şiir yaşın uzun olsun' dedi." (Sayfa 14)

İzin adlı şiir, şairin anlatım gücünün çocuğun duygu dünyasını, gözlemlerini, yaşantısını varsıllaştırmaya yönelik örneklerden biri. "Ben ağaçtan izin aldım" dedi / Erik toplayan çocuk / Mayhoş bir dille / "Size ne?" (Sayfa 18) İzin şiirinde gördüğümüz gibi, Günbaş çocuk şiirinde çocuğu yetişkin diliyle ve mantığıyla değil de çocuğa göre düşünen bir dille anlatır. Çocuğun penceresinden bakar dünyaya. Çocuk doğa ve evren karşısında sorulara kendince yanıtlar yaratarak bir denge kurmaya çalışır. Bu dengeyi sezdiren başarılı dizeler çocuğun uçsuz bucaksız düş evreninin ipuçlarını da verir. Çocuk şiiri yetişkin okurun da zevkle okuyup, imgeleriyle metaforlar yaratabileceği denli güçlü olmalıdır, diyoruz her zaman. Şiir çocuğu yazmaya heveslendirmeli, estetik duygular uyandırmalı, düşünsel, duygusal çağrışım, coşku yaratmalıdır. "Yürüyüş" şiirinin, bu söylemleri doğrulayan dizelerine bakalım önce: "Sabah sabah / Bir şiiri yürümüş gelmiş babam / Kuş seslerinin izinden / Biz uyurken" (Sayfa 15) Bu dizeler şairin birikimlerini içerdiği gibi, okura taşınacak anlamı çığırtmanlıkla değil, onun gözlerinin içine bakarak veriyor. Bugün ve geçmişte çocuk şiirinin temel sorunlarından biri, izleği ille de sözcük olarak kullanarak vermektir. O sözcüğü kullanmazsak çocuk neyi anlatmak istediğimizi anlamaz mı ki? Oysa bir sözcüğü hiç kullanmadan onu anlatmayı denemek, şiiri gerçekten "şiir" yapar. Şiir Cebi'nde böyle dizelerin varlığını keşfediyoruz. "Ne zaman albümü açsam / Sesler taşar sayfalardan / Kimi güldürür, kimi ağlatır." (Sayfa 55)

Ahmet Günbaş, şiirlerinde birleşik sözcükler "uydurma"yı, çağrışımlar yaratan sözcükler kullanmayı çok sever. Çocuk şiiri için birleşik sözcük türetmek, riski göze almaktır. Ancak Günbaş öylesine sevimli birleşik sözcükler "uydurmuş" ki, çocukların dil çağlayanlarına yepyeni sözcükler olarak bile girebilir belki: Simitkardeş, Şiiraşk, Parkanne. "Gelin simitkardeş olalım / Çıtır çıtır / Dumanı üstünde / Başlayalım her güne / Sabahlar dolusu günaydın." (Sayfa 60)

Yaşanan acılar, çıkmazlar, siyasal baskılar, iletişimsizlik, özlemler, yalnızlık Günbaş'ın yetişkinler için yazdığı şiirlerin izlekleridir. Şiir Cebi'nde de eleştirel yaklaşımın varlığını gösteren şiirler var. Ne ki, yetişkin için kullanılan kendine özgü gerilimi içinde barındıran imgeler, yerini çocuğa göre bir söyleme bırakmış. Kitabın "Dünya Hali" başlıklı bölümündeki şiirler toplumsal sorunları işaret edip onları çocuğun yorumuyla aktarıyor. Savaş, haksızlıklar, yasaklar, şiddet gibi kavramlardan çocuğa söz ederek onları konuşturuyor. "Ah bir tekne olsam yelken - kürek! / Delip geçmez miyim yasakları" (Sayfa 24) Dünya kardeşliğine göndermeler yapan, hoşgörüyü dile getiren dizeler, şairin kendini ve çocukları çocuk ulusu yurttaşı olarak gördüğünün habercisi gibi. "Eğreti bulur küçük aklım / Sularda çizilen sınırı / Komik olmayın lütfen / Güldürmeyin balıkları" (Sayfa 24). Yasak Ada adlı şiirde çöllerin, dağların, ovaların, denizlerin ortasına çiziliveren sınırları bir türlü anlayamayan çocuğun sesini duyuyoruz. Bu çocuk da pek yaramaz! Bir başka şiirde yine takmış kafayı sınırlara: "Sınır taşının biri / Güvercin aklına uyup / Kanatlanıvermiş! / Ne olacak şimdi?" (Sayfa 22)

Yalnızca eğitilen, bir şeylerden ders alması beklenen, büyüklerin istediği gibi cici çocuk olması istenen çocukluğun çığlığı, bakın şiirin renkli dünyasında nasıl duyuluyor: "Neler bıraktınız ki bize / Onca öğütten başka / Yığınla yanlış var / Demek ki arkanızda" (Sayfa 59). Günbaş, çocuklara öğüt değil, şiir verelim istiyor.

"Bu sabah sıra bende / Kuşları uyandırma sırası" (Sayfa 19) diyen şair, çocuk okurlar şiirle birlikte kendilerine yeni geçitler, yeni derinlikler arasın istiyor. Nesnelerin ve canlıların farklı duruş ve ilişkileriyle de şiirini yapıyor Günbaş; bu da çocukların çok sevdiği bir yöntem. Aynı zamanda imgeye estetik olgunluk da kazandırmış oluyor böylece. Şiir bittiğinde kulağımızda çınlayıp kalan sözcükler Günbaş'ın ustalığından kaynaklanıyor.

Şiir Cebinin güzel tasarım ve resimlemesinden de söz etmek gerek. Her şiirin yanına iliştirilmiş desenler Anıl Tortop'a ait. Tortop 1983'te Ankara'da doğmuş. Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nden, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Animasyon Bölümü'ne geçmiş. Mezun olduktan sonra animatör, illustratör ve tasarımcı olarak çeşitli multimedya projeleri, etkileşimli CD'ler ve TV oyunu projelerinde çalışmış. 2008 yılından bu yana pek çok çocuk kitabı resimlemiş. Anıl Tortop'un sevimli çizgilerini taşıyan kitaplardan bazıları: Yuvarlak Masanın Lambaları, Dedemin Hazinesi, Kent Masalları, Masalkent'e Yolculuk… Ahmet Günbaş, Anıl Tortop aynı dilden konuşan iki sanatçı olarak çocuklara, eğlenceli, bol renkli, dizeleri salıncaklı, harfleri şekerli bir kitap sunmuşlar.

Çocuklar şiirle buluştuklarında, suların sulara kavuşması gibi, her yana köpük köpük sevinçler konsun, ceplerinizden biri mutlaka şiir cebi olsun!

Mavisel Yener