Eski zaman avcısı beyfendi
William Kidd’in hazinesine giden yol zorlu ve tehlikelerle dolu. İngiltere’den İskelet Adası’na kadar dokuz defa göreceksin dolunayı ve Ölü Kartal üç defa konuşacak. Altın ve gümüş ancak dokuzuncu ayında varırsan senin olacak.
Eski sandık görünümünde bir kutu çıktı postadan. Bakmayın sabırsız bir ruh gibi göründüğüme dışarıdan. Kendime bol buzlu bir vişneli gazoz yapacak kadar açmadım kapağını. Çektim altıma bir minder, salonun en açıklık ve esintili köşesine yerleştim, olasılıklarla dolu bu kutuyla ve gazozla. Kutunun üzerinde koca harflerle W.K. yazıyor. Sahibinin adının baş harfleri olacak, bir yerlerden çıkaracak gibiyim ama olmuyor. Açıyorum kapağını kutunun, eski el yazmaları, haritalar ve heyecan verici bilumum zımbırtılarla ağzına kadar dolu. Şikâyetim yok bu sürprizlerden ama, bana gönderilmesinin sebebi ne olabilir? Bir iş var işin içinde belli…
Meğer John adında bir harita avcısının kaleme aldığı bir kitapmış kutudaki. John bey’in bu hikâyeyi yazma sebebi, Londra’da bir sahafta tesadüfen bulduğu deri bir paket. Paket, üzerinde silik denizci arması ve korsanlık simgelerinin yer aldığı resimlerle, daha başından kuvvetli bir merak uyandırıyor. İçinden de “Jack Ward’ın Günlükleri, Kaptan William Kidd’in Hazinesi’nin Peşinde Bir Maceradan Notlar” başlıklı yıpranmış sayfalar çıkıyor.
John Bey, bu sayfaları okumakla kalmıyor, biraz kararlılık ve araştırmayla, Kaptan William Kidd adında bir denizcinin 1701’de idam edildiğini öğreniyor. (Yalan da değil hani, on yedinci yüzyıl bu isimde bir kaptanı not düşmüş gerçekten de tarihin sayfalarına).
Londra’daki İngiliz Müzesi’nde bulduğu resmi belgeler ve paketten çıkan günlüklerin yardımıyla, işte bu sandık görünümlü kutu görünümündeki (!) kitabı yazıyor Bay John. Ve bana soracak olursanız şahane bir iş yapıyor. Nasılına geleceğiz az sonra! Öncelik bizim eski zaman avcısı John’un anlattıklarında. Kaptan Kidd idamından bir süre önce güvendiği tek adamı olan Ned Ward'a bir pusula hediye ediyor ve günü geldiğinde, onun için dünya da hiçbir şeyin gemisinden daha değerli olmadığını hatırlamasını istiyor. Kaptan Kidd idam ediliyor; Ned kaptanın hediye ettiği pusula, kurduğu tuhaf birkaç cümle ve yine Kaptan’ın hediyesi olan boş bir sandıkla evin yolunu tutuyor. Her kaptan/korsan gibi Kaptan Kidd’in de bir hazinesi var ve bunu bulmak dede (Ned), torun (Jack) Ward’lara düşüyor.
Sürprizle Dolu Bir Kitap
Okuyucunun macerası da işte tam bu noktada başlıyor. Çünkü kitabın kendisi, anlattığı hikâyenin yanı sıra bir dolu sürpriz içeriyor. Ağzı mühürlü, içinden ipuçları (ya da bazen kafa karıştırıcılar) çıkan zarflar, el yazması günlükler ve mektuplar, boy boy, renk renk resimler, gizemli haritalar, tuhaf mesajlar… Kitaplar içinden haritalar çıkmasına en alışkın ruhlar için bile şaşırtıcı, neşe verici ve oyuncaklı bir dünyanın kapıları açılıyor Kaptan William Kidd’in Gizli Hazinesi’nin sayfalarında.
Bir yandan dedeyle torunun Kaptan Kidd’in hazinesini bulmak uğruna yaşadıklarına tanık oluyor, bir yandan da ipuçlarını çözmeye çalışarak, onlarla birlikte hazinenin nerede olduğunu bulmaya çalışıyorsunuz. “William Kidd’in hazinesine giden yol zorlu ve tehlikelerle dolu. İngiltere’den İskelet Adası’na kadar dokuz defa göreceksin dolunayı ve Ölü Kartal üç defa konuşacak. Altın ve gümüş ancak dokuzuncu ayında varırsan senin olacak.” diyor kaptan ama bu zorlu yolculuğun ne matrak ve eğlenceli olduğunu değinmeyi ihmal ediyor (Eh! Onu da kararlı okuyucusuna bırakıyor herhalde.)
Her eve lazım, tam koleksiyonluk bir kitap Kaptan William Kidd’in Gizli Hazinesi. İnsanın kitap merakını, eşyayı kurcalama merakını, oturduğu yerde müthiş maceralar yaşama arzusunu, yaratıcılığını doyuran, keyfini kamçılayan bir tasarım harikası. Kaçarsa yazıktır! (Ama benden söylemesi, hazineyi bulmama ramak kaldı. Karşılaşacak olursak hazinenin civarında, paylaşırız kozlarımızı da!)
(Aslı Tohumcu)