





Bilinmeyen Çukurlar - Tınmaz Dizisi
Her arı sırtına bir karınca aldı. Karıncalar arılara sımsıkı tutundu. Gecenin yarısı, arılarla karıncalar neşeyle yola çıktılar. Ateşböceklerinin aydınlattığı yoldan geçip Bal şehrine geldiklerinde sevinçle karşılandılar.
Resimli çocuk kitaplarımızın kalitesi her geçen gün artıyor. Tınmaz Dizisi de çocuk yazınına gerek kitap tasarımı, gerek resimleri ve metinleriyle katkıda bulunan eserlerden. Kitapların dar, uzun boyutunu çok sevdim. Tek eksik, yazar ve çizer özgeçmişleri. Resimler Zeycan ve Zeynep Güleç imzalı, çocuk kaleminden çıkmışçasına coşkulu, naif ve renkli. Kitabın hafif pütürlü kağıdına dokunmak bile çok hoş bir duygu bırakıyor.
Dizinin yazarı Fidan Çobanoğlu Kaplan'ın dili ve kurgusu epey başarılı. bu sene okuduğum en iyi yerli resimli kitaplardan olduğunu söylersem hiç de abartmış olmam. Belli ki Kaplan'ın adını sıkça işiteceğiz. Sekiz kitaplık dizide "Bilinmeyen Çukurlar" adlı öykü dikkatimi çekiyor, mimar olduğumdan ya da açılan çukurların hiç kapanmadığı bir ülkenin vatandaşı olduğumdan mıdır bilmiyorum.
Tembel bir arı olan "Tınmaz" tamamen iyi niyetle karıncaların yuvalarını kapatır. Sonrasında kıyamet kopar elbette. Tınmaz yaptığı hatayı düzeltebilecek mi; bunun için kitabı sonuna dek okumanız gerek, benden bu kadar. Ülkemizdeki açık bırakılar çukurlara gelince... Annesinin elinden kayıp düşen minik bir kız hatırlıyorum. Hayatını kaybetmişti ve aile de verilen para karşılığı şikâyetçi olmamıştı. Münferit bir olay diyerek geçmek ne kolay... Mardin katliamı için Dışişleri Bakanı'mızın dediği gibi. Toplumsal sorunlar ne zaman münferit olur? Devlet görevini aksatırsa... Ve yine, çocuk yazarına düşen çocukların kulaklarına fısıldamak... Hep geleceğe yatırım yapmak.
Tınmaz, seçtiği konularla ve anlatım diliyle epey duyarlı, başarılı bir çalışma. İzmirli Top Yayıncılık'ı bu eserden dolayı kutlarım. Özellikle ilköğretim birinci sınıflara yaz için harika bir okuma olanağı, Tınmaz Dizisi.
(Simla Sunay)


Top Yayıncılık, TÜYAP 14. İzmir Kitap Fuarı'nda yeni çocuk kitaplarını ilk kez görücüye çıkarıyor.
Çocuk edebiyatı yazımına başlayan Top Yayıncılık, TÜYAP 14. İzmir Kitap Fuarı'nda minik okuyucularıyla buluştu. 24 yıldır yayın hayatını sürdüren Top Yayıncılık, son bir ayda çıkardığı 18 yeni çocuk kitabını da fuarda ilk kez görücüye çıkartıyor. Yayınevinin çocuk edebiyatı yazarları Fidan Çobanoğlu Kaplan, Özlem Kılınçarslan Sözbilir, Dilek Yazar'ın hazır bulunduğu stantta, minik öğrenciler sevdikleri yazarlarla tanışma fırsatı yakalıyor.
Top Yayıncılık Halkla ilişkiler sorumlusu Devrim Dikkaya, öğrencilerin ilgisinden çok memnun olduklarını belirterek, "Ziyaretçi potansiyeline baktığımızda fuarda kitabı seven çocukların çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor." dedi.
Tınmaz Çocuk Kitabı "tiyatro oyunu" oldu.
Top Yayıncılık tarafından çıkarılan Fidan Çobanoğlu Kaplan'ın 8 kitap olarak yazdığı ve Bekir Yurdakul'un genel yayın yönetmenliğini yaptığı Tınmaz çocuk kitabı serisinin "Tınmaz Zor Ödev" isimli kitabı tiyatro oyunu oldu.
Top Yayıncılık tarafından çıkarılan Fidan Çobanoğlu Kaplan'ın 8 kitap olarak yazdığı ve Bekir Yurdakul'un da genel yayın yönetmenliğini yaptığı Tınmaz çocuk kitabı serisinin "Tınmaz Zor Ödev" adlı kitabı dün fuar 1 nolu konferans salonunda sahnelendi. Çamlaraltı Koleji birinci sınıf öğrencilerinin sahnelediği oyuna çocukların velileri, Çamlaraltı Koleji öğretmenleri ve müdür yardımcıları katıldı. Oyunda yaklaşık 20 öğrenci sahne aldı. "Tınmaz Zor Ödev" isimli oyunda Tınmaz adlı arının ödevinin ormanlar kralı aslanı tanıtması olduğu ve bu ödevin ne kadar zor olduğu anlatıldı.
Sahnelenen oyundan sonra çocuklar kitabın yazarı Fidan Ç. Kaplan'a sorular sordu. Kaptan bu sorulara cevap vererek şunları söyledi, "Bu kitabı yazdığım için çok mutluyum. Kitabımın sahnede sergilenmesinden ve çocukların oynadığı oyundan gurur duyuyorum. Yıllarca bu anın güzelliğini yaşayabilirim" diye konuştu.
Yayınevimiz 1985 yılında eğitimci Ramazan ve Muhterem Tortop tarafından kuruldu. Eğitim dünyasına yardımcı ders kitapları ile giren Top Yayıncılık, zaman içerisinde ilkokuma yazma konusunda uzmanlaştı. Hece kitabı, büyük ve küçük fişlerde öncü ürünleri eğitim dünyasına kazandıran yayınevi çalışmaları ile ders kitabı ve yardımcı ders kitaplarında içerik ve kaliteden ödün vermeyen bir kurum olarak isim yaptı. Top Yayıncılık'ın halen, Türkiye Yayıncılar Birliği ve Türkiye Eğitim Yayıncıları Derneği üyesi olduğu kaydedildi.
Tüyap'ta 'TOP' ayrıcalığı
Tüyap 14. İzmir Kitap Fuarı'na bu yıl çocuk edebiyatı yazımına başlayan Top Yayıncılık da katılıyor. 24 yıldır yayın hayatını sürdüren Top Yayıncılık, son bir ayda çıkardığı 18 yeni çocuk kitabını da fuarda ilk kez görücüye çıkartıyor. İki ayrı okuma sandığı ile bugüne kadar 112 yapıtı çocuklarla buluşturan Top Yayıncılık, TÜYAP Kitap Fuarı'nda İzmirli çocukları bekliyor. Hece kitabı, büyük ve küçük fişlerde öncü ürünleri eğitim dünyasına kazandıran Top Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini Bekir Yurdakul yapıyor. Çocuk yazını alanında Ozan Tortop ve Özlem Tortop Akkaya yönetiminde yürütülen çalışmalarla da nitelikli ürünler okuyucuya ulaştırılıyor.
İzmir'de yarın kapılarını açacak olan TÜYAP Kitap Fuarı'na, öğrenci ve çocuklara yönelik yayınlarıyla tanınan Top Yayıncılık, 27 kitapla katılıyor. Şirket yöneticisi Özlem Tortop Akkaya ve genel yayın yönetmeni Bekir Yurdakul, standlarında çeşitli sürprizlerin olacağını kaydetti. Akkaya, 18-26 Nisan tarihleri arasındaki etkinlikte küçüklere yönelik imza günleri ve renkli aktiviteler düzenleneceğini söyledi. Çocukları, Top Yayınları'nın birbirinden renkli ve eğlenceli kitap dünyasını keşfetmek için standlarına çağıran Bekir Yurdakul da, "Düşünsel besinleri olan doğru kitapları standımızda bulabilecekler" diye konuştu.
"Tınmaz Dizisi / Gece Hıçkırığı, Bilinmeyen Çukurlar, Bal Şansı, Zor Ödev, Bal Dolu Balonlar, Neşeli Vızıltılar, Tehlikeli Çiçek, Kaybolan Mektup / Fidan Çobanoğlu Kaplan / Resimleyen: Zeycan Güleç - Zeynep Güleç / Top Yayıncılık / 2008 / s.36 / 8+
Bal şehri öyle bir şehir ki, yaşayanlar birbirlerine "günaydın" yerine, "çiçek dolu günler dilerim, balınız bol olsun," diyor. Bal şehrindeki arılarla tanışmanın yolu Tınmaz'ın maceralarıyla dolu sekiz kitaptan geçiyor.
Fidan Çobanoğlu Kaplan'ın ilk ürünleriyle tanışmış oluyoruz Tınmaz dizisinde. Yazarın gelecekte yazacaklarının muştusunu da alıyoruz Tınmaz'ın dünyasında yolculuk yaptıkça. Resimleme Zeycan Güleç - Zeynep Güleç'in, kitabın iç dinamiğinin sağlanması açısından onların çizgileri önemli bir öğe olmuş. Dizinin eğlenceli resimleri ve ilginç tasarımını çocuklar çok sevecek. Dizinin editörlüğünü yapan Yunus Bekir Yurdakul ve Top Yayınları sanatsal bilgi, birikim ve deneyimlerini kitabı sunarken bile ortaya koymuşlar. Yazarın çalışmasını "sanatsal" bir yaklaşımla armağan etmişler okura. İstediğiniz kadar sağlam metin yazın, eğer ilköğretimin ilk kademesi için yapılan kitaplar resimleme, tasarım ve editoryal çalışma açısından güçlü değilse, istenen sonucu almak epey zordur!
Tınmaz, bal şehrindeki en "tınmaz" arı. Canı isterse okula gidiyor, istemezse yan gelip yatmayı pek seviyor doğrusu. Uykusu da epey bir ağır! Gittiği okul aslında çok eğlenceli, bal yapma dersi, vızıldama dersi gibi dersler görüyorlar. Yine de kaytarmayı pek seviyor Tınmaz. Okulun müdüründen tam üç kez uyarı alsa da, bu onun bütün gün minderinde pineklemesine engel değil. Okula giden arkadaşları bal yaptıkça Tınmaz onlara bakıp bakıp "hiç yorulmuyorlar mı?" sorusunu soruyor. Aslında Tınmaz tembellik etse de son zamanlarda daha tembel olmuş, okula gitmiyor. Bu sorunu çözse çözse bal kraliçesi çözer. Nasıl mı? Bunun yanıtı, Tınmaz Dizisi'nin Gece Hıçkırığı adlı kitabında.
Dizinin ikinci kitabının adı: Bilinmeyen Çukurlar. Tınmaz, arkadaşları Küçükkovan ve Morçiçek'le oyun oynamak ister. Fakat Küçükkovan'ı evde bulamaz; annesi onun pikniğe gittiğini söyler. Hemen soluk soluğa Morçiçek'e koşar, fakat o da pikniktedir. Önce onlara öfkelenir fakat sonra anımsar ki, arkadaşları onu da pikniğe davet etmişti fakat o erken kalkamayacağı için bu daveti kabul etmemiştir. Arkadaşları piknikten dönene kadar tek başına oynamaya karar verir. Hava güzel olduğu için biraz yürümek ister. Yürürken minik bir çukura düşer, üstü başı toz içinde kalır. Bir de bakar ki, her yanda o çukurlardan var. Kimse o çukurlara düşmesin diye hepsini tek tek kapatmaya karar verir. Arkadaşları ve ailesinin, bu işi yaptığı için, onunla gurur duyacaklarını düşünür. Belki de çukurları kapattığı için kraliçe arı onu kahraman ilan edecektir. Fakat işler hiç de beklediği gibi gitmez. Kapattığı o çukurları tek tek yeniden açması neden gerekti dersiniz? Okuyun öğrenin!
Dizinin Bal Şansı adlı kitabında, Tınmaz'ın kanadı hastalanıyor. Tatlı Badem Hastanesi'ndeki doktor ona bir hafta dinlence verince nasıl sevindiğini siz hesaplayın. Tınmaz, güzel bir tatilin düşlerini kurmaya başlar. Okulun müdürü "Sen merak etme. Arkadaşların okul çıkışı ödevlerini getirecekler." der demez rüyadan uyanmış gibi irkilir. "Ödev mi? Ama kanadım..." diyebilir sadece. İlk günler ödevlerini aksatmadan getirir arkadaşları. Küçükkovan, Tırmaz'ın ödevlerle boğuşmaktan hiç dinlenemediğini düşünüp ona yardım etmeye karar verir ve onun yerine ödevlerini yapmaya başlar. Gelgelelim bir gün, müdür Tınmaz'a "yazdığın öyküyü çok beğendim," deyiverince Tınmaz yerin dibine geçer. "O öyküyü ben yazmadım, arkadaşım yapıyordu ödevlerimi," diye itiraf eder mi, yoksa gizler mi? Müdürün ve ailesinin tavrı ne olur? Elbette söyleyecek değiliz.
Tınmaz dizisindeki Zor Ödev adlı macera da, Bal Şansı'nın devamı gibi sanki. Tınmaz, verilen ödevlerden bıkmış, üfleyip püflüyor. Ama bu kez öyle bir ödev almış ki, siz olsanız, siz de sıkılırsınız!
Dizinin Bal Dolu Balonlar kitabında Tınmaz'ın anneannesi Cankanat'la tanışıyoruz. Geceyarısı gelen anneanne öylesine şişmandır ki, evin kapısından zor sığar. Masalın sonrası çok eğlenceli. Anneannenin nasıl zayıfladığını okuyunca kahkahalarınızı tutamıyorsunuz.
Neşeli Vızılltılar'da çok gizemli şeyler oluyor. Sabahları esen rüzgârla beraber bal şehrine çok güzel bir şarkı yayılıyor. Ama bu şarkıyı kimin söylediği, sesin nereden geldiği belli değil. Tınmaz, sesin sahibini bulacağından o denli emin ki, kraliçeden "arama ekibi arıları"nın arasına katılmayı istiyor. Kraliçenin bunu kabul etmesiyle beraber büyük macera başlıyor...
Tehlikeli Çiçek, bal okulundaki aşı gününü eğlenceli bir biçimde anlatıyor. Bal şehrindeki okula, Arıların Sağlığı Önemlidir Bakanlığı'ndan neşelerini kaçıracak bir mektup gelir. Mektupta daha önce hiç görülmeyen bir çiçekten söz edilmektedir. Bu çiçeği koklayan arılar hastalanmaktadır. Bilim arıları aşı olana kadar hiçbir arının bu çiçeği koklamaması gerektiğini söylerler. Aşı günü herkes sıraya girer ve aşı olur, biri dışında... Tınmaz, korkup saklanmıştır. Tınmaz'ın yaşadıkları çocuk okurları epey düşündürecek.
Kaybolan Mektup'ta, Tınmaz'ın mektup arkadaşı İncekanat ve bal şehrinin postacı arısı ile tanışıyoruz. Tınmaz, arkadaşından gelecek mektubu merak içinde beklerken birden rüzgâr çıkmaz mı? Çıkar! Postacının taşıdığı mektuplar her yana saçılmaz mı? Saçılır! Bu arada Tınmaz'ın mektubu da ortadan yok olur mu? Olur! Sonrası, yine heyecanlı bir serüven... Bu kitabı okuyan çocuklar mektup yazmayı artık daha çok sevecek.
Dizinin sekiz kitabı da iletileri çocuk okurun gözüne sokmadan, satır arasında vermiş. Eğlenceli, çok boyutlu bir okumaya davet ediyor çocukları. Tınmaz'ın dünyasıyla tanışanlar, Tırmaz'ın içinde bir yerlerde mutlaka kendilerini görecekler. Masallar yoluyla çocuğa dışavurum olanağının verilmesi, yaratıcı davranışların ve estetik yargı gücünün geliştirilmesi, değerler eğitimi açısından, öğretmenlerin ve ailelerin de dikkatini çekmesi gereken bir dizi Tınmaz. Tınmaz'ı uykusundan uyandırmak için sayfaları açmak yeterli... Ben de Bal şehri sakinleri gibi sunayım iyi dileklerimi: "Çiçek dolu günler dilerim, balınız bol olsun."
(Mavisel Yener)
Hayır, Hayır, Hayır!
Cesar Fernandez Garcia / Top Yayıncılık / Resimleyen: Jordi Sales / 45 s / Ekim 2008 (8+ yaş)
Ayı ailesi valizleri alıp yola düşmüş. En önde Anne Ayı, ardında kucağında küçük ayıcıkla Baba Ayı, hemen arkasında büyük kardeş Abla Ayı... Ortanca Ayı'nın suratı asıkmış. Adımları neredeyse geri geri gidiyormuş. Çünkü ayı ailesi şimdiye dek yaşadıkları karlı dağları terk ediyormuş. Daha çok yiyecek bulabilecekleri, daha ılık bir vadiye gidiyorlarmış.
Ortanca Ayı dışında herkes umutlu ve neşeliymiş. Ortanca Ayı ise, alıştığı dağlardan, kocaman mağaralarından, çok sevdiği arkadaşlarından ayrıldığı için mutsuzmuş. Hem de çok... Öyle ki, annesi, babası, ablasının onu avutmak, birazcık güldürebilmek için döktüğü diller bir işe yaramıyormuş. Suratını asmış, sürekli homurdanıyor, kim ne dese; "İstemiyorm. Hayır, hayır, hayır!" diye yanıt veriyormuş. Uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra yemyeşil bir vadiye varmışlar. Serin bir ırmak süslüyormuş vadiyi. Rengârenk çiçeklerle bezeliymiş her yer. Abla Ayı hemen çevreyi keşfe çıkmış. Ortanca Ayı da anne ve babasının zoruyla ona eşlik etmiş. Eşlik etmiş ama yüzünden düşen bin parçaymış. Ne lezzetli balın tadı yüzünü güldürebilmiş ne serin ırmakta yüzmek istemiş Ta ki!..
Bundan sonrasında neler oldu acaba? Sizce Ortanca Ayı önyargılarından kurtulabilmiş, çevresine alıcı gözüyle bakabilmiş midir? Ya arkadaşları? Ne dersiniz yeni arkadaşlar bulabilmiş midir? Siz de dilerseniz, hem bunların yanıtlarını bulabilir hem de Ortanca Ayı'ya eşlik edebilirsiniz. Hoş olmaz mı? İyi okumalar...
En Kestirme Yol
Sergio Lairla / Top Yayıncılık / Resimleyen: Gabriela Rubio / 46 Sayfa / Ekim 2008 (8+ yaş)
Yaz tatilini kim sevmez... Hele öğrenciler için yaz tatili demek; derslerden, ödevlerden, sorumluluklardan uzak koskoca üç ay demektir. Kış boyunca özlenen uykular, sıcacık sabahlar, bol bol oyun, deniz, güneş... Hep böyle sıcacık hayallerle beklenir yaz tatili.
En Kestirme Yol isimli kitabın baş kahramanı Clara da düşlerini kurduğu yaz tatiline kavuşmuştur sonunda. İlk günün programı bile hazırdır; tüm gün kasabadaki ırmakta yüzecek, güneşlenecek, yüzme ve yaz sezonunun açılışını yapacaktır. Kahvaltısını bitirir bitirmez de bisikletine atladığı gibi yola koyulur. Niyeti bir an önce ırmağın serin sularına kavuşmaktır. Öyle ki; en yakın arkadaşı Estela'ya çitleri boyamak için verdiği yardım sözünü bile umursamaz. Tek dileği bildiği en kestirme yoldan ırmağa varmaktır.
Var gücüyle pedal çeviren Clara, arkadaşı Estela'nın evinin önüne gelince biraz korkar; ya Estela kapının önünde onu bekliyorsa... Ama korktuğu gibi olmaz; Estela yoluna çıkmayınca rahatlar ve ırmağa giden kestirme yolun başındaki yokuştan aşağı bırakır kendini. Gittikçe ırmağa yaklaştığını duyumsamaktadır.
O da ne? Estela, kocaman bir yükle yokuşun sonunda belirivermesin mi? Clara ne yapacağını bilemez, ancak yolunu değiştirmesi de olası değildir artık. Arkadaşına verdiği sözü tutmamış olmanın utancıyla aklına ilk gelen bahaneyi uyduruverir; "Annem beni anneannemlere domates almaya gönderdi. Ondan sonra da yapmam gereken bir sürü iş var," Arkadaşına çit konusunda yardım edemeyeceğini de ekler. Neyse ki, Estela'nın babası boya almayı unuttuğundan çitlerin boyanması işi ertelenmiştir. Ancak Estela'nın başka bir konuda yardıma gereksinimi vardır.
"Eğer anneannenlere gidiyorsan, Bay Anselmo ve karısı Bayan Hiçbitmez'in evlerinin önünden geçeceksin demektir. Bu aleti onlara götürebilir misin? Babam onardı, eski bir radyo işte!" der Clara'ya.
Clara çaresiz kabul eder bu isteği ve koca paketi bisikletinin önüne bağlarlar. Irmağa giden en kestirme yoldan ayrılıp anneannesinin evine doğru gitmek zorundadır artık. Clara'nın bildiği kestirme yol uzar da uzar... Neredeyse tüm kasabayı dolanır tüm gün. Üstelik yükü de gittikçe ağırlaşır. Üstelik gün sonunda karşılaştığı manzara tüm gün pedal çeviren zavallı Clara'ya tam bir sürpriz olur.
Clara'nın bildiği kestirme yol neden ve nasıl uzadı? Sonunda onu bekleyen sürpriz neydi? Merak edip öğrenmek isteyenler için en kestirme yol kitabın sayfalarından geçiyor. İyi okumalar...
"Çocuklar için iyi yazılmış yazınsal yapıtları, yetişkinlerin de zevk alarak okuyacakları iyi kitaplara dönüştürüp çocuklara sunmak... Türkiyemizin her yöresinde, çocukların / yetişkinlerin ellerinde, çantalarında kitaplarla dolaştıkları günleri yeniden yaşamak... Çocuk yazını alanında da, ülkemizin, yapıtlarına güvenilir, "iyi yayınevleri" arasında anılmak... istiyoruz."
Bu hafta penceremizde, Top Yayınları'ndan Özlem Tortop Akkaya, Ozan Tortop ve Yunus Bekir Yurdakul var:
Yayıneviniz Hangi Yılda kuruldu?
1985'te kuruldu. Sonraki her yıl, yeniden kurulmuş gibi kendini yenilemeye çalıştı.
Amacı neydi? Amacına ulaştı mı?
Yayınevimizin kuruluş amacı, kurucularımız olan Muhterem Hanım ve Ramazan Bey'in köy öğretmenlikleri döneminde yaptıkları ilkokuma-yazma çalışmalarını, kendi öğrencileri dışındaki çocuklara da ulaştırmak istemeleriydi diyebiliriz.
Kurucularımızın, verimliliğini öğretmenlik yaparken yıllarca sınadıkları, ancak eğitim yayıncılığında kategorisi bulunmayan çok sayıda projeleri vardı. Yayınevini kurup bu projeleri gerçekleştirmeleriyle eğitim yayıncılığında yeni kategoriler açılmıştır. Basılı ilk cümle fişleri, sınıf kitaplıkları için hazırlanan okuma sandıkları, birinci sınıf için artık vazgeçilmez olan set kavramını yayınevimiz oluşturmuştur. Bu ürünlerle ve ardıllarıyla, milyonlarca çocuğun okuma yazma öğrenmesine katkımız oldu.
Tüm bunları düşünürsek, kuruluş amacımıza ulaştığımızı söyleyebiliriz. Son iki yıldır, amacımızı ve kadromuzu genişlettik. İlkokuma-yazma kitapları dışında, nitelikli öykü ve masal kitapları, keyifli eğitim kitapları da hazırlamaya başladık. Çocuklara, onları televizyon ve oyun konsollarından biraz olsun uzaklaştıracak keyifli ürünler sunmayı hedefliyoruz.
Hep söylediğimiz gibi, yayınevlerini ya da kitapları değil, televizyon ve oyun konsollarını rakip olarak görüyoruz.
Yayında kaç kitabınız var? Bunlardan kaçı çocuk ve gençlik kitabı?
Yayında 150 kitabımız var. Bunların tamamı çocuk kitabı. Ancak soruyu "Kaçı çocuk yazını ürünü?" diye sorsaydınız, yanıtımız, " Yalnızca biri!" olurdu. Ötekiler ders kitapları ya da eğitime yardımcı kitaplardır.
Şu an hazırlığını sürdürmekte olduğumuz yaklaşık 30 çocuk yazını ürünümüz daha var. Önümüzdeki ekim ayında, bunların birçoğunu raflarda göreceksiniz.
Eğitim yayıncılığıyla çocuk yazını arasında nasıl bir birliktelik görüyorsunuz?
Bizce eğitim yayıncılığı sinemayla ne kadar yakınsa, çocuk yazınıyla da o kadar yakın. Ancak bu, iki kavramın birbirine uzak olduğu anlamına da gelmiyor.
Eğitimde kullanılan kaynakların içinde sinema da olabilir, yazın ürünleri de... Önemli olan hangi disiplinin kullanıldığı değil, nasıl kullanıldığıdır.
Sinema ya da çocuk yazınının eğitim için yaratılmadığını biliyoruz. Bu saptama, söz konusu kaynakların eğitimde kullanılamayacağı anlamına da gelmez.
Geçmiş yıllarda bir çocuk gazetesi çıkarmıştınız. Ne oldu ona?
Bu bizim, o dönem için, en büyük hayalimizdi:
Çocuk dergileri var, neden çocuk gazetesi olmasın?
Yaklaşık yirmi kişilik bir kadroyla, konu üzerinde uzun süre çalıştık. Kartopu Çocuk Gazetesi'ni yayımladık. Türkiye'nin yaklaşık altmış ilinde, kitabevi ve kırtasiyelerde gazetemizi satmaya çalıştık. Ancak projenin bir yıl içinde hedeflediğimiz bütçeyi, ikinci ayında harcayınca yedinci sayısında gazeteyi durdurmak zorunda kaldık.
Bugün en büyük düşünüz nedir?
Çocuklar için iyi yazılmış yazınsal yapıtları, yetişkinlerin de zevk alarak okuyacakları iyi kitaplara dönüştürüp çocuklara sunmak... Türkiyemizin her yöresinde, çocukların/yetişkinlerin ellerinde, çantalarında kitaplarla dolaştıkları günleri yeniden yaşamak... Çocuk yazını alanında da ülkemizin, yapıtlarına güvenilir, "iyi yayınevleri" arasında anılmak...
Gelen metinlerle ya da resimlerle ilgili en büyük sorununuz nedir?
En büyük sorunun kendimiz olduğunu söylemeliyiz.
Bize ulaşan metinleri, resimleri, çook çook, ama gerçekten birçok kez, gözden geçiriyoruz. Metin ya da resim, üzerinde yeterince emek harcandığında kolaylıkla düzeltilebilen şeyler. Ancak metin ya da resimle ne anlatıyoruz; asıl konu o.
Kitabın anlattığı, gerçekten anlatılmaya değer bir konuysa, bir ışık varsa, fikir iyiyse, uygulama işin daha kolay olan kısmıdır. Yazarı, çizeri, editörü, dosyanın kendisi motive ediyor ya da etmiyor. Biz motive eden, heyecan uyandıran dosyalar üzerinde çalışmayı seçiyoruz.
Hiç düzeltme yapılmadan kullanılan dosyalar oluyor mu?
Hiç olmadı. Olabileceğini düşünmüyoruz. Üzerinde emeğimiz olmadan bir kitabın bizim adımızla çıkması olası değil. Öyle olsa, 'yayıncı' değil 'matbaacı' olurduk. Bizim tercihimiz, her dosyanın üzerine titremek. Eğitimcinin, pedagogun incelemediği, editörün gözden geçirmediği, görsel yönetmenden onay almayan, en önemlisi maketini çocukların okumadığı kitapları yayımlamıyoruz. Bunca kişinin incelediği bir dosya, mutlaka değişikliklere uğruyor.
Yeni dosyalar, yeni yazarlar kabul ediyor musunuz? Size dosya yollamak isteyen yazarlar, hangi adresi kullansın?
Elbette kabul ediyoruz. Geceleri gizlice salıncağa binen yazarları, evciliğin ne olduğunu bilip arada kendini yeniden ona kaptıran çizerleri bekliyoruz.
İyi fikir sahipleri, bize www.top.com.tr adresinden ulaşabilirler.
Dosyasını geri çevirdiğiniz için sonradan pişman olduğunuz yazarlar var mı?
Hayır. Ne ki dosyasını geri çevirmediğimiz için pişman olduğumuz 'yazar'lar olabilir!
Yurt dışında yayımlanan çocuk ve gençlik kitaplarınız var mı?
Bu konuda çalışıyoruz. Yurt dışından kitap alıyoruz, ancak asıl istediğimiz yurt dışında kitap yayımlamak. Biz, kitabı satmaktan çok hazırlamayı seviyoruz. İlerleyen günlerde, hazırladığımız çocuk yazını ürünlerini yurt dışında bağlantılı olduğumuz yayınevleriyle paylaşmayı hedefliyoruz. Hazırladığımız ürünlerin kültürlerarası niteliklte olması için çalışıyoruz.
Teşekkür ederim.
Biz teşekkür ederiz, sevinç duyduk.
(Aytül Akal)
Renk Sihirbazları
Bu haftanın renk sihirbazı Emel Sarı
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünden 2004'te mezun oldum. İki sene İzmir'de freelance olarak çalıştıktan sonra İstanbul'da Meram Yayıncılık'ta bir sene kadrolu çizer olarak çalıştım. 2005'te freelance illüstratör olarak çalışmaya başladım. Eşim Süleyman Ozan Sarı ile ağırlıklı olarak ilköğretim sektöründeki yayınevlerine tasarım ve çizimler yaparak çalışmaya devam etmekteyim.
Kitap resimlemeye ne zaman başladınız?
Resimlediğim ilk kitap 2001 yılında, illüstrasyon hocamız ve karikatürist olan Halil İbrahim Yıldırım'ın ışığında, staj yaparken basıldı. Prof. Dr. Tahsin Yılmaz'ın ve Rıza Akyüz'ün yazdığı "Nilsu Oynuyor Öğreniyor" adlı 10 kitaplık bu seri Bilyay tarafından yayımlandı. Bu kitap serisi ile çocuk kitapları dünyasıyla tanışmış oldum. Bundan sonra mezuniyet projem dahil olmak üzere geleceğe yönelik bütün planlarımı çocuk kitapları üzerinden yapmaya başladım.
Yarattığınız tipler var mı?
Farklı Yayıncılık için resimlediğim Hasan Kallimci'nin yazdığı "Mete'nin Dünyası" adlı seri içinde Mete isimli çocuk, İnkılap Yayınevi için resimlediğim ve Mustafa Bülbül'ün yazdığı "İyimser ile Gülümser" adlı serisi için İyimser adındaki bir serçe ile Gülümser isimli çocuk, yine Farklı Yayıncılık'tan çıkan Sevgi Şahin'in yazdığı Küçük Yazar adlı kitabın Yıldırım isimli kahramanını çizdim. Top Yayıncılık'tan çıkan Topses Tatil Çalışmaları'nın Arda isimli karakteri ve tabi ki resimlediğim ilk kitabın Nilsu isimli küçük kahramanını unutmayalım.
En severek resimlediğiniz kitap?
Okul bitirme projesi için resimlediğim ama basılmayan bir kitap olan "Bombi Müzik Ülkesinde" en çok zevk alarak resimlediğim kitaptı. Çünkü özgürce, istediğim gibi resimlediğim tek kitaptı.
En çok nereden esinleniyorsunuz?
Okul öncesi çocuklar için resimlemeyi daha çok sevdiğimden, bu yaştaki çocukların çizdikleri resimlerden çok güzel karakterler çıkabiliyor. Belki size komik gelebilir ama bazen tahta çatlaklarında, boyası kalkmış duvarlarda, orda burda oluşan lekeler dokulardan inanılmaz karakterler çıkabiliyor. Ama genelde çizdiğim tiplemeler, çocukluğumda beni çok etkileyen Uzun Çorap Pippi gibi haşarı oluyor.
Nasıl bir kitap hayal ediyorsunuz?
Öğrenciliğimden beri baskı resim tekniğiyle bir masal kitabı resimlemeyi çok istiyorum. Bir de hiçbir mesaj ve yönlendirme kaygısı olmayan, yurtdışında basılabilecek 3 boyutlu, pop-up bir kitap yapmayı çok istiyorum.
Elinize aldığınız metinde en çok neye dikkat ediyorsunuz?
Kopuk olmayan bir kurgu olması çok önemli benim için. Okuduğum kitabın mutlaka fantastik bir hikâye olması gerekmez elbette ama okurken merak duygusunu ve heyecanı hep yüksek tutmalı. Beni en çok soğutan şey, genelde her zaman akıllı, temiz, hep doğruyu yapan karakterlerin hikâyeleridir. Eğitim ve öğrenme kaygısının ağır basması kitabın sıkıcı olmasına sebep olabiliyor.
(Aytül Akal)
Eski zaman avcısı beyfendi
William Kidd’in hazinesine giden yol zorlu ve tehlikelerle dolu. İngiltere’den İskelet Adası’na kadar dokuz defa göreceksin dolunayı ve Ölü Kartal üç defa konuşacak. Altın ve gümüş ancak dokuzuncu ayında varırsan senin olacak.
Eski sandık görünümünde bir kutu çıktı postadan. Bakmayın sabırsız bir ruh gibi göründüğüme dışarıdan. Kendime bol buzlu bir vişneli gazoz yapacak kadar açmadım kapağını. Çektim altıma bir minder, salonun en açıklık ve esintili köşesine yerleştim, olasılıklarla dolu bu kutuyla ve gazozla. Kutunun üzerinde koca harflerle W.K. yazıyor. Sahibinin adının baş harfleri olacak, bir yerlerden çıkaracak gibiyim ama olmuyor. Açıyorum kapağını kutunun, eski el yazmaları, haritalar ve heyecan verici bilumum zımbırtılarla ağzına kadar dolu. Şikâyetim yok bu sürprizlerden ama, bana gönderilmesinin sebebi ne olabilir? Bir iş var işin içinde belli…
Meğer John adında bir harita avcısının kaleme aldığı bir kitapmış kutudaki. John bey’in bu hikâyeyi yazma sebebi, Londra’da bir sahafta tesadüfen bulduğu deri bir paket. Paket, üzerinde silik denizci arması ve korsanlık simgelerinin yer aldığı resimlerle, daha başından kuvvetli bir merak uyandırıyor. İçinden de “Jack Ward’ın Günlükleri, Kaptan William Kidd’in Hazinesi’nin Peşinde Bir Maceradan Notlar” başlıklı yıpranmış sayfalar çıkıyor.
John Bey, bu sayfaları okumakla kalmıyor, biraz kararlılık ve araştırmayla, Kaptan William Kidd adında bir denizcinin 1701’de idam edildiğini öğreniyor. (Yalan da değil hani, on yedinci yüzyıl bu isimde bir kaptanı not düşmüş gerçekten de tarihin sayfalarına).
Londra’daki İngiliz Müzesi’nde bulduğu resmi belgeler ve paketten çıkan günlüklerin yardımıyla, işte bu sandık görünümlü kutu görünümündeki (!) kitabı yazıyor Bay John. Ve bana soracak olursanız şahane bir iş yapıyor. Nasılına geleceğiz az sonra! Öncelik bizim eski zaman avcısı John’un anlattıklarında. Kaptan Kidd idamından bir süre önce güvendiği tek adamı olan Ned Ward'a bir pusula hediye ediyor ve günü geldiğinde, onun için dünya da hiçbir şeyin gemisinden daha değerli olmadığını hatırlamasını istiyor. Kaptan Kidd idam ediliyor; Ned kaptanın hediye ettiği pusula, kurduğu tuhaf birkaç cümle ve yine Kaptan’ın hediyesi olan boş bir sandıkla evin yolunu tutuyor. Her kaptan/korsan gibi Kaptan Kidd’in de bir hazinesi var ve bunu bulmak dede (Ned), torun (Jack) Ward’lara düşüyor.
Sürprizle Dolu Bir Kitap
Okuyucunun macerası da işte tam bu noktada başlıyor. Çünkü kitabın kendisi, anlattığı hikâyenin yanı sıra bir dolu sürpriz içeriyor. Ağzı mühürlü, içinden ipuçları (ya da bazen kafa karıştırıcılar) çıkan zarflar, el yazması günlükler ve mektuplar, boy boy, renk renk resimler, gizemli haritalar, tuhaf mesajlar… Kitaplar içinden haritalar çıkmasına en alışkın ruhlar için bile şaşırtıcı, neşe verici ve oyuncaklı bir dünyanın kapıları açılıyor Kaptan William Kidd’in Gizli Hazinesi’nin sayfalarında.
Bir yandan dedeyle torunun Kaptan Kidd’in hazinesini bulmak uğruna yaşadıklarına tanık oluyor, bir yandan da ipuçlarını çözmeye çalışarak, onlarla birlikte hazinenin nerede olduğunu bulmaya çalışıyorsunuz. “William Kidd’in hazinesine giden yol zorlu ve tehlikelerle dolu. İngiltere’den İskelet Adası’na kadar dokuz defa göreceksin dolunayı ve Ölü Kartal üç defa konuşacak. Altın ve gümüş ancak dokuzuncu ayında varırsan senin olacak.” diyor kaptan ama bu zorlu yolculuğun ne matrak ve eğlenceli olduğunu değinmeyi ihmal ediyor (Eh! Onu da kararlı okuyucusuna bırakıyor herhalde.)
Her eve lazım, tam koleksiyonluk bir kitap Kaptan William Kidd’in Gizli Hazinesi. İnsanın kitap merakını, eşyayı kurcalama merakını, oturduğu yerde müthiş maceralar yaşama arzusunu, yaratıcılığını doyuran, keyfini kamçılayan bir tasarım harikası. Kaçarsa yazıktır! (Ama benden söylemesi, hazineyi bulmama ramak kaldı. Karşılaşacak olursak hazinenin civarında, paylaşırız kozlarımızı da!)
(Aslı Tohumcu)
Kaptan William Kidd'in Hazinesi var elimde. Hazine nerede dersiniz? Sandıkta elbette! Top Yayıncılık'ın sandık görünümlü orijinal kutusuna koyduğu kitap, kaptanları ve mürettebatıyla yanı başımızda. Çocukluğumda Define Adası'na gitmemiş olsam (belki inanmazsınız ama kitabı okurken ben gitmiştim o adaya), Peter Pan'ın korsanlarla yaşadığı o inanılmaz maceraya katılmamış olsam, belki de inanmayacaktım bu korsan hikâyesine. İçimden bir ses dedi ki; "İnansan çok iyi olur, çünkü hazineyi elinde tutuyorsun!" Her zaman, korsan gemilerinde tayfa alımları kurallara göre yapılır; neyse ki korsan kitaplarının okurları için tek kural geçerli, macerayı sevmek!
Bizi bekleyen, gerçek ve gerçeküstü kurgunun başarıyla harmanlandığı, etkileyici bir yolculuk. Yazar Londra'da sahaf gezip eski elyazması haritalar ararken deri kaplı küçük bir paket dikkatini çeker. Paketin ön kapağında bir denizci arması vardır. Armanın altındaki solmuş kafatasını farkettiğinde de hiç duraksamadan paketi açar. İçinden çok eski olduğu bir bakışta anlaşılan sayfalar çıkar. Birinin üzerinde "Jack Ward'ın Günlüğü. Kaptan William Kidd'in hazinesinin peşinde bir maceradan notlar" yazmaktadır. Yazar bu paketi hemen satın alır. Bir yıl sonra arşiv dosyalarını incelerken William Kidd adında bir denizcinin öldürülmesiyle sonuçlanan bir davanın detaylı tutanağına rastlar. İlgisini çektiği için inceler. Bilgiler, onun bir yıl önce aldığı o günlüktekilere çok benzemektedir. Bu benzerliklerin tesadüf olamayacağına karar verir ve o günden sonra William Kidd'in hayatıyla ilgisi olabilecek bütün harita ve elyazmalarını incelemeye alır. Elimizde tuttuğumuz kitap Jack Ward'ın günlüğü ile desteklenmiş heyecan dolu bir hikâyedir.
William Kidd, on altıncı yüzyılda doğmuş. Tarih kitaplarında verilen bilgiye göre, İngilizler için Fransızlara karşı savaşmış ve ünlenmiş. Kral tarafından korsanlığı önlemekle görevlendirilmiş. Fakat kısa süre sonra William Kidd, belli başlı korsanlarla anlaşarak takma adlarla kendisi korsanlık yapmaya aşlamış. Zaman içinde Hint Okyanusu'nun en azılı korsanlarından olmuş. İngiliz hükümeti tarafından Amerika'da yakalanarak ölümle cezalandırılmış. Geçmiş zamanın bu heyecanlı hikayesinin tarih kitaplarında anlatılmayan bölümü Kaptan William Kidd'in Hazinesi kitabında anlatılmış. Kaptan William Kidd, Johny Deep'in canlandırdığı "Karayip Korsanları" filmine de esin kaynağı olmuş.
"1931'de Hubert Palmer adında biri, bir antikacı dükkânından üzerinde 'Kaptan William Kidd'in sandığı" yazısını taşıyan bir sandık satın almış. Antikacı, Kaptan Kidd'in idamının öncesinde sandığını, tayfanın geri kalanıyla beraber affedilen en sevdiği adamına verdiği ve sandığı adamın Ward adındaki torunundan satın aldığını iddia ediyormuş. Palmer korsanlarla ilgili her şeye çok büyük zaafı varmış. Sandığı incelediğinde altının sahte olduğunu fark etmiş ve altını kaldırdığında bir ada haritası bulmuş. Haritanın başlığı 'İskelet Adası'ymış. Kidd'den miras kalan şeyler arasında elindekine benzer haritalar geçmesine rağmen, Palmer adanın yerini hiçbir zaman bulamamış gibi görünüyor. Gerçekten de, Kidd'in masasının gizli bir bölmesinde ve bir dikiş çantasının altında (her ikisi de birkaç yıl sonra satın alınmış) bulduğu haritaların her ikisi de tıpatıp bu haritanın aynısıymış. Bu belgelerin her ikisinde de Kaptan Kidd'e ait olduklarını belirten birer işaret varmış." (s.21)
Sözü edilen haritanın çizimleri, diğer sürprizler, kitabın kışkırtıcı tasarımı çok başarılı. Satırlar arasında karşımıza çıkıveren gizemli zarfların içinden ne çıkacağını kim bilebilir? Yayınevinin yanlışlıkla sayfalar arasında unutuverdiği el yazısı mektupları ünlü bir korsan yazmış olmasın! Giz dolu, eğlenceli, bulmaca ve şifre çözerek ilerleyebileceğimiz bu yolculuğun sonunda bizi ne bekliyor? Hazinenin peşine düşen Jack ve Ned hazinenin tümüne ulaşabilecekler mi? Yoksa Karayip Denizi'ndeki küçük bir kara parçasında bu kitabın okurlarını bekleyen bir şeyler mi kaldı?
Tarih boyunca korsanların varlığı sürdükçe onların kulaktan kulağa anlatılan hikâyeleri hiç bitmemiştir. Onların nasıl ortaya çıktığı, kendilerine nasıl adam topladıkları, gemilerle nerelere niçin gittikleri, topladıkları ganimetleri nasıl paylaştıkları gibi pek çok soru, hikayelerin esin kaynağı olmuştur. Korsanlar eski zamanlara ait efsanevi yaratıklar değil, tarihe izlerini bırakmış, denizlerin hâkimleridir. Onlarla ilgili bilinmeyenler günümüzde bile edebiyatta, sinemada, müzikte insanoğlunun esin kaynağıdır.
1967 Çek Cumhuriyeti doğumlu yazar Oldrich Ruzicka'nın çocuk ve bilişim konusunda pek çok kitabı var. Bu kitaplar pek çok yabancı dile çevrilmiş. Yazarın içtenlikli dilinin çevirmen tarafından kolaylıkla yakalanmış olması da okur için bir kazanç. Oldrich Ruzicka öyküyü anlatırken kahramanlara farklı açılardan bakma olanağı tanıyor. Kimi zaman mizahi anlatımı yeğlemesi, sonra birden ciddi düşüncelere dönmesi Çek edebiyatçılarında sıklıkla gördüğümüz bir tavır. Yazar anlattığı her şeyi sahnelere dönüştürmüş; o tablonun içindeymişsiniz gibi heyecan verici ve canlı. Bu anlatıma kitabın resimleri de destek olmuş. Genç kuşak Çek illüstrasyon sanatçısı olan Jan Klimes 1980 doğumlu. Güzel sanatlar eğitimi alan sanatçının yurtiçi ve dışından çok sayıda ödülü var. Kitaptaki tablo güzelliğindeki resimler okurun resim sanatıyla da buluşabilmesini sağlıyor. Korsanlar niçin küpe takar, korsan bayrağında hangi işaret neyi simgeler... gibi soruların yanıtlarını da öykünün içinde buluyorsunuz.
Daha önce eğitim yayıncılığı alanında tanıdığımız Top Yayıncılık'ın çocuk kitapları dizisinden çıkan ilk yapıt Kaptan William Kidd'in Hazinesi, çocukların yüreğinde kısa sürede yerini alacak gibi görünüyor. İyi okumalar!
"Kaptan William Kidd'in Hazinesi, Oldrich Ruzicka, resimleyen: Jan Klimes, Türkçeleştiren: Deniz Resul, Top Yayıncılık, 2008, 55 s. (8+ yaş.)
(Mavisel Yener)
Tatil sevinciyle harfler bile şarkı söylüyor!
Harflerin Şarkısı, Necati Yıldırım, Top Yayıncılık, 2008, 128 Sayfa, Resimleyen Mustafa Delioğlu (7 yaş) / Tatil Çalışmaları, Top Yayıncılık, 2008 (7-9 yaş)
Top Yayıncılık, 23 yıldır yardımcı ders kitapları ve okuma setleriyle eğitimcileri ve öğrencileri sevindiriyor. MEB öğretim programlarına destek veren yardımcı ders kitaplarına ve eğitim materyallerine TOPSES Tatil Çalışmaları kitapları da eklenmiş. 1., 2. ve 3. sınıflar için hazırlanan Tatil Çalışmaları, öğrencilerin yıl içinde öğrendiklerini eğlenceli yollarla tekrar etmesini amaçlıyor. Tatil kitaplarında neler yok ki! Bilmeceler, bulmacalar, oyunlar, resim ve yazı çalışmaları, çizgi romanlar, öyküler... Her sınıfın kitabı farklı temaları ele alan sekiz fasikülden oluşuyor. Tatilin her haftası için bir fasikül. Fasiküldeki öyküler iki ailelerin sekiz hafta sürecek olan tatil serüvenini anlatıyor. Seçilen konular maketli, çıkartmalı, takvimli etkinliklerle destekleniyor.
Tatil Çalışmaları, yazılarından tasarımına kadar kalabalık bir ekip çalışmasının ürünü. Devrim Akkaya, Özlem Tortop Akkaya, Devrim Dikkaya, Muhterem Tortop, E. Pınar Ayçiçek, Ramazan Demirci, Muammer Sakaryalı, Ramazan Tortop, Necati Yıldırım, Hüseyin Yurttaş, Hande Dilek Akçam, Emel Alp Sarı, Mete Erden, Sadık Pala, Ozan Sarı, Rifat Kırıtoğlu, Figen Önder ve Ozan Tortop'un özenli çalışması her sayfasında hissediliyor.
Tatil Çalışmaları'nın içinde veliye yönelik hazırlanmış bir yönerge kitapçığı da var. Bu kitapçıkta, fasiküllerin, çalışma takviminin, çıkartmaların, kimlik kartı ve ek etkinliklerin nasıl kullanılacağı velilere anlatılıyor... Yaz tatili çok eğlenceli geçeceğe benziyor!
Harflerin Şarkısı da Top Yayıncılık'ın kitaplarından biri. Necati Yıldırım'ın hazırladığı kitabı Mustafa Delioğlu resimlemiş. Bu kitaptaki harfler hem şarkı söylüyor hem de Delioğlu'nun renkli fırçası üzerinde dans ediyor. Harfleri anlatan şiirlerden oluşan her bölüm şiire uygun etkinliklerle destekleniyor. Harflerle yeni tanışan çocuklar için eğlenceli bir kitap.
Top Yayıncılık'ın web sayfasına www.top.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Tatil Çalışmaları kitapları için özel bir web sayfası tasarlanmış. Alıştırmaların ve sesli oyunların yer aldığı ve çocukların birbiriyle haberleşebildiği etkileşimli bir sayfa:
www.tatilcalismalari.com
(Nilay Yılmaz)
Karnelerin Dumanı Tüterken
Uçuk kaçık bulmacalar, kelime avları, nefes kesen testler… eğlenceli tatil kitapları çeşitli
oyunlarla, öğrencilerin yıl içinde edindiği bilgileri ders havasından uzak bir şekilde tekrar etmesini sağlıyor.
Tatil çalışması diye bir kavram var; ezel elbet sevmemişimdir. Bir kere, daha adından başlayarak kendiyle çelişen bir kavramcağız. Tatilin olduğu yerde çalışma, çalışmanın olduğu yerde tatil nasıl olur; hiç aklım almaz, cin çarpmışa dönerim.
Ben de (bir çocukluk evresinden geçtim doğal olarak, bu hale gelmeden) bir takım okullara gittim. Zorunlu eğitimin beş yıl olduğu güzel günlerdi aslında o günler; gelgelelim, bizimkiler bu işi sadece beş yılda bitirmemeye ciddi şekilde kararlıydılar. Onların iki yetişkin oyuna karşılık ben daha 'fasülye'ydim; dolayısıyla kalplerinde doktor ya da öğretmen kızlarının hayaliyle Bursa'nın özel okullarından birine yazdırdılar beni. Cumartesi ve pazar günleri bile öğlene kadar okula gidip test çözdüğümüz, konu tekrar ettiğimiz bir okuldu burası. Yaz tatillerinde çözeceğimiz testler için, yapraklarında rakamların yanında sadece harf yazacak kadar boşluk bulunan özel baskılı defterlerimiz bile vardı. Beş şıklı sınavlarda tek seçenek kazanmaktı. Bahçede ağaçların yeni açmış çiçeklerinde hayale dalmak elbette yasaktı.
Bazı şeyler genel olarak değişmiyorsa da, eğitim hayatım eski Türk filmleri tadında geride kaldı artık. Unutma kapasitemin de ezberim kadar iyi olduğunu gördüğüm yıllar içinde; kullanılmayan her bilgi zaten unutulmaya mahkûmdur. Öğrenmenin eğlenceli olduğunu ise yetişkinlik hayatımda keşfettim. Kendi saklambaçlı kukalı çocukluğuma toz kondurmam, ama bugünün imkân ve araçlarına sahip bir çocukluğu da şanslı sayıyorum. Yeni neslin şanslarından biri de, kitabı ve çalışmayı sevdiren, çalışma kavramını güzel vakit geçirmekle aynı sepete koyan tatil kitapları bence.
Bakmayın siz benim bu okul anarşisti, tembel teneke pozlarıma, yaz tatilinin nasıl geçirildiği özellikle eğitimin sürekliliği açısından önemli. Çocuk tatil süresince eğlenip coştuğu gibi, yıl içinde öğrendiklerini de sistemli bir şekilde tekrar etmeli ki, bir üst sınıfa boş teneke olarak geçmesin!
Şöyle ki: Eğitim bilimciler, ilköğretimin ilk yıllarının, çocukların kavram gelişimi, kendini ifade etme, bir gruba ait olma isteği, etkin düşünme, birey olduğunu fark etme, iletişim kurma vb. temel özelliklerinin kazandırılması açısından en önemli dönem olduğunu; temeli ne kadar sağlam atarsak çocukların da ileride o derece mutlu ve başarılı olacaklarını vurguluyorlar.
....
Ders kitapları ve yardımcı kitaplarıyla tanıdığımız Top Yayıncılık'ın uzman eğitimciler ile çocuk edebiyatı yazar ve çizerlerinden oluşan bir kadroyla hazırladığı Tatil Çalışmaları kitapları ise ilköğretim 1, 2, ve 3. sınıf öğrencilerini hedefliyor.
Her biri (yıl içinde öğrenilen sekiz temayı kapsayan) sekiz fasikülden oluşan bu kitaplarla, çocuğunuz tatilin sekiz haftasını, sınıfına uygun konuları, yeni eğitim programına uygun tekniklerle tekrar ederek geçirebilir. Top Yayıncılık tatilin ilk haftasını okul yorgunluğunu atmak, son haftasını da yeni eğitim öğretim yılına hazırlanmak için serbest zaman olarak bırakmış. Her kitapla birlikte gelen takvim, çocuğunuzun bu çalışmayı planlamasına yardımcı olmak için. Her fasikülde yer alan çıkartma, kart ya da aktiviteler ile çizgi romanlar da ödüllendirme ve eğlendirme amacına yönelik.
Meraklı bıdıkların ağzına layık
Ders ve öykü kitaplarının özeliklerini buluşturan Tatil Çalışması kitapları, devamlılığı olan öyküler ve bu öykülerin kahramanlarıyla oluşturulan bilmece, oyun ve etkinlikler sayesinde, öğrencilerin yıl içinde edindiği bilgileri ders havasından uzak bir şekilde, oyun veya etkinlikler içinde tekrar etmesini sağlıyor. Bu tekrarı yaparken el becerilerini ve yaratıcılığını geliştirmesini de göz ardı etmiyor.
Top Yayıncılık’ın önerisi, Tatil Çalışmaları setinin bütün fasiküllerini çocuğa bir defada vermemek ve sağlıklı bir tekrar için önerilen çalışma takvimine sadık kalmak. Yani eğlence-öğrenen dengesi kadar sistematik olmak da önemli. Çocuklarla birebir ilişki kuran, bunu da içten bir dille yapan 2., 3. ve 4. Sınıfa geçenler için Tatil Çalışmaları kitaplarındaki etkinliklerin bir de web sitesi var. Çocuklar yaptıkları etkinlikleri www.tatilcalismalari.com adresine göndererek yaşıtlarıyla paylaşabiliyor.
(Aslı Tohumcu)
Harflerin şarkısı, harfler üzerine çocuklar için yazılmış birbirinden güzel, çocuk gibi şiirlerden oluşuyor. Çocuklar bu şiirlerle harflerin büyülü dünyasında eğlenceli bir geziye çıkıyorlar. Bir şiirde Ankara’da gezerken bir başka şiirde harf doktoruyla tanışıyorlar.
Sürprizlerle dolu bu şiirlerle birlikte yapılandırıcı yaklaşıma uygun tekniklere de yer verilmiş. Çocukların anlama, sorgulama, ilişki kurma, eşleştirme, görsel okuma ve görsel sunu gibi zihinsel becerilerini geliştirecek bu etkinlikler eğlenceden uzak değil.